|
|
13 Eylül 2001
İnancımızda
evrensel bir hüküm vardır: "Kendine
yapılmasını istemediğin bir şeyi, başkası için de
isteme Kendin için istediğin bir şeyi başkası
içinde iste."
İşte
insanlık budur. Bu öyle bir umde, öyle bir prensip ki,
insanı ve insanlığı kurtarmaya yeter. İnsanı ve
insanlığı maddeten ve manen memnun eder. Huzurlu
kılar. Kafaları ve kalpleri tatmin eder.
Yine
fertler arası ilişkiyi yönlendirecek güzel bir sözü
vardır milletimizin:"İğneyi kendine, çuvaldızı
başkasına batır." Yani iğneye tahammül
gösteremeyen sen, nasıl olur da üstelik çuvaldızı
başkasına batırmaya kalkarsın!
Tarih
boyunca sadece bizim kurduğumuz şanlı devletler
değil, diğer tüm islam devletleri insan ve insanlık
aleyhine kasıtlı bir politika gütmemişledir.
Fakat
batılı devletlerin kendi dışındaki insanları,
milletleri sömürmeyi devlet politikası haline
getirdikleribilinen bir gerçektir. Bu
davranışlarını ne yazıkki bugünde üstü örtülü
şekilde sürdürmektedirler.
Petrol,
başta olmak üzere yeraltı kaynaklarına sahip
ülkeleri özellikle Ortadoğu'yu sıkı bir kontrol
altında tutmak istemektedirler. Bunun için devamlı
karışıklık içinde tutmaktalar. Böylece
sırasında müdahale imkanını muhafaza etmiş
olmaktadırlar.
Bunun
için her zaman ve zeminde geçerli olmuş taktiği
kullanmaktadırlar. Parçala, böl. Hükmet. Bunun en
somut örneği Türkiye'de uygulandı ve
uygulanmaktadır. Terör örgütlerini başımıza
üşüştürerek, 15 yıl boyunca Türkiyenin altını
üstüne getirmişlerdir. 30binden fazla
yurttaşımızın kanına girmişlerdir.
Şimdide
meydanda yapmadıklarını masada yapmanın şeytani
oyunları içindedirler. İçine düşürülmüş
olduğumuz mali krizin de temelinde Batı'nın rolü
vardır. Türkiye'den taviz koparmanın başka yolu
kalmamıştır çünkü.
Evet
Ortadoğu'da yavaş yavaş "Ben de varım"
diyebilecek bir Türkiye’nin zuhuru, Batılı sözde
müttefiklerimizin yazık ki uykularını
kaçırmaktadır.
Dün
koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkanlar bugün bir
avuç Türkiye'ninde varlığına tahammül
gösterememektedirler. Güneyinden, kuzeyinden,
doğusundan, batısından parçalara ayırmanın
hesaplarını yapmaktadırlar.
Irak'ı
parçalamının, kuzeyinde kukla bir devletçik kurmak
istemelerinin temelinde de bu ezeli politikalr vardır.
Sonra da bu kukla devleti güneydoğu Anadolu'ya
sıçratmanın uğursuz hesap ve hayali içindedirler.
Çünkü
kendine gelmiş, kendine güvenen bir Türkiye'nin
Ortadoğu'da tarihi hukuktan kaynaklanan hakları olduğu
açıktır. Bir gün bunu söz konusu yapmayacağı ne
malum? Diye düşünmektedirler.
Daha
dün Türkiye'deki terörü besleyen destekleyen her
türlü insanlık dışı saldırıları görmezden
gelenler. "Tavşana kaç , tazıya tut!"
politikası güdenler.
Geceleri
helikopterlerle dağa taşa yardım paketi atanlar. Sonra
da yüzümüze karşı sahte gülücüklerle
utanmadan:" Terör konusunda Türkiye'ye hak
veriyor, onun yanında yer alıyoruz" diyenler.
Şimdi
kalkmışlar sıkılmadan "Terör insanlık
suçudur." Diyebiliyorlar. Elbette terör
insanlık suçudur. İnsanlığa aykırıdır. Hele
bizim inancımızda asla hayat hakkı yoktur. Çünkü
"Birini suçu yüzünden bir başkası suçlanamaz,
cezalandırılanmaz." Aksi takdirde zulum olur.
Yer
gök titrer. Çünkü "Alma mazlumun ahını çıkar
aheste aheste." Kim olursa olsun hangi milletten,
hangi dinden olursa olsun mazlum, mazlumdur. Masum,
masumdur. Başkalarının suçu yüzünden başkaları
suçlanamaz. Asla cezalandırılamaz.
Bu
bakımdan kimden, kime, niçin ve ne maksatla olursa
olsun, davası haklıda olsa, yapılan terör asla tasvip
edilemez. Doğru bulunamaz. Hak verilemez
Çünkü
haklı olmak başka, hak yolda olmak daha başka birşey.
Hem haklı hemde hak yolda olmalı. Yani haklı dava ,
hak olmayan metodlarla savunulamaz. Hak olmayan doğru
sayılmayan usullerle gerçekleştirilemez. Aksi
takdirde meşruluğunu kaybeder. Haklıyken haksız
duruma düşer.
Çünkü
davası hak olanın davaya götüren yolları, usulleri
de hak olmalı. Batıl, sapık ve yanlış, gayri
insani metodlarla hak davaya hizmet olmaz. Bu yolla
ancak hak davasını batıl etmiş, haklılığına
gölge düşürmüş, davasını kaybetmiş olur.
İşte
bu düşünceler çerçevesinde ABD'de
gerçekleştirilmiş olan terörü asla tasvip etmiyor,
uygun görmüyor ve desteklemiyoruz.
Çünkü
bizim cihan-baha düsturumuz var:"Kendimiz için
istemediğimizi başkası için de istemeyiz."
Çünkü
bizim ilahi metodumuz var:"Gaye için herşey meşru
değildir." Fakat batılı devlet anlayışına
göre gaye için her şey meşrudur. Yazıklar olsun.
Bütün
yaşadığımız terör acılarına, bütün
döktüğümüz şehit kanlarımıza, bütün başı dik
gazilerimize, dul kalan kadınlarımıza, yetim-öksüz
kalan çocuklarımıza rağmen, ABD'de olan terör
vahşetini kınıyoruz. Kabul etmiyoruz. Doğru
bulmuyoruz Karşı çıkıyoruz.
Umarız
ABD başta olmak üzere bütün batılı müttefiklerimiz
terör yuvalarına kucak acmaktan artık vazgeçerler. Onları
ülkelerinde barındırmaktan cayarlar.
Unutmasınlar
ki biz istemesek de, dünya etme bulma dünyasıdır. Unutmasınlar
ki rüzgar eken fırtına biçecektir. Allah'ın
büyük adaleti dünya da insanlara rağmen hükmünü
yürütmektedir. İlahi adalet dünyada da tecelli
etmekte, kendisini göstermektedir.
Çünkü "Allah, ihmal etmez,
imhal eder." Yani biraz müddet tanır o kadar.
MUHSİN BOZKURT
Emekli Öğretim Görevlisi

|
|