26.09.2001

Savaş rüzgarları esiyor, dünyada ve Türkiye’mizde...Dünya manen küçüldü. Dünyanın öbür ucundaki olay diğer tarafları da etkiliyor...Dünya insanı, insanımız düşünceli, tedirgin...Türkiye’mizin ekonomik krizde olması bir yana, bir de savaştan etkilenecek diğer insanları düşünmekten kendini alamıyor.

Bu durum kendi derdini bile ikinci plana itiyor gibi... Bir de savaştan zarar görecek insanların Müslüman kardeşlerimiz olması, insanımızı daha da üzüntüye, kedere boğuyor...

Suçlu ya da sayılı suçluların bulunup cezalandırılmaları gerekirken, topluca bir millete savaş açılmak isteniyor...Hatta birçok milletlere savaş açılmak isteniyor...

Ateş düştüğü yeri yakar. Zaten yıllarca savaş hali yaşanan Afganistan topun ilk ağzında olan ülke!..Ya Pakistan!...İnsanların çoğunun güç geçim şartları içinde kıvranan kardeş ve candan bir İslam ülkesi...Ya Özbekistan, daha yeni yeni Rus hegemonyasından kurtulmuş ya da kurtulmaya çalışırken, o de hedef ülkeler arasında sayılıyor.

Bunlar yetmezmiş gibi, bulanık suda balık avlamak istercesine Irak’ın da saldırılacak ülkeler arasına alınmak istenmesi....Türkiye’mizin birazcık olsun düzeltmeye çalıştığı ikili ilişkileri donduracağa benziyor. Güneydoğu’lu insanımızı yine işsiz güçsüz bırakacağa benziyor. Türkiyemizin belini bükeceğe benziyor.

Kısaca ABD’nin terörü bahane ederek bir taşla sayısız kuş vurmayı düşündüğünü ortaya koyuyor. Ne diyelim, Allah, Türkiye’mizin ve kardeş İslam ülkelerine yardımcısı olsun.

Fakat aziz dostlar! Bu şekil yazmam, sakın sizleri ümitsizliğe itmesin. Bizler, böyle bir terör estirilsin istemezdik...İstemeyiz de..Biz istemedik, bize sorulmadı...Soruldu da yapın demedik...Keşke olmasaydı diyoruz..Ama bütün dünya insanlarına bütün dünya müslümanlarına rağmen birkaç, gerçek din şuurundan yoksun kişilerce gerçekleştirilen bu olay için, değil mi ki, müslüman – hristiyan halklara rağmen olmuştur.

İşte bu oldu bitti karşısında...İslamın bir hükmünü hatırlayalım. Ne diyor o hüküm: “Vakide hayır vardır.” Yani olana hayır vardır. Bize rağmen, istemediğimize rağmen, tasvip etmediğimize rağmen, doğru bulmadığımıza rağmen yine de olmuşsa... Sonuç bakımından diyoruz ki: “Vakide yani olanda hayır vardır.”

Kaderin aklımız ermeyen tarafları var...İnsanlar bazan yaptıklarıyla kadere fetva verirler..Beklemedikleri musibetlerle karşılaşırlar..İşte bu durumda bize düşen, İslam’ın şöyle bir hükmüne sığınma olacaktır. Nedir o sığınılacak hüküm derseniz değerli okurlar? O hüküm şudur: İnsanlar zulmeder, kader adalet.”

Her olayın iki yönü var. Biri gizli, diğeri açık. Klasik deyimiyle biri zahiri görünen; diğeri batıni yani görünmeyen...Yine her olayın iki yanı var aziz dostlar. Biri Hakk’a bakar. Diğeri Halk’a bakar. Hakka bakan tarafını Hakk’a bırakalım. Nasıl olsa Hakk, herkesten hakkını almasını bilir. Herkesten hesap sormasını bilir.

 

Değil mi ki kim zerre kadar yani toz tanesi kadar iyilik yapsa karşılığını görecek. Değil mi ki kim zerre kadar yani toz tanesi kadar kötülük yapsa karşılığını görecek. Öyleyse ne gam? Yaşasın zalimler için cehennem diyor, ancak bu bilişle gönlümüze su serpiyoruz.

 

Evet ne gam diyoruz? Değil mi ki zalimin yaptığı yerde kalmayack..Değil mi ki zalimin yaptığı yanına kar kalmayacak...Öyleyse her şeyin Hakk’a bakan cihetini Hakk’a bırakalım..Bizler herşeyin Halk’a bakan yani bize bakan tarafına bakalım. İbret alalım. İstenen dersi alalım. Beklenen uyanışı gösterelim.

 

Evet ne demiştik? Bizleri olayların halka bakan tarafı ilgilendiriyor. İşte 11 Eylülde ABD’de olan talihsiz terör olayının da bizi ilgilendiren yönüne bakmalı. İbret almalı, İlahi iletiyi iyi anlamalıyız. Daha doğrusu bütün insanlık iyi anlamalı, bundan sonra ayağını denk almalıdır.

 

Aziz okurlar! Madem ki insanız, insanla ilgili olan hiçbir şey bize yabancı değildir. Yani insanla ilgili olan şeyler bizi de ilgilendirir..İnsana yapılanlara karşı bigane kalamayız. Adam sen de diyemeyiz.

 

Gerçi İslam’da “Ancak mü’minler yani inananlar kardeştir.” Hükmü varsa da, Hz. Ali’nin dediği gibi müslüman olamayanlar da insan olarak kardeşimizdir. Elbette onların başlarına gelen felaketlere de insan olarak üzülmemek mümkün değil.

 

Şüphesiz 11 Eylül’de Amerika’nın böğrüne saplanan uçaklar, bizlerin de böğrüne saplanmış gibidir. Yakınlarını kaybeden Amerikalıların duydukları acıyı, bizler de burada ta yüreklerimizden duyuyoruz. Kimi eşini, kimi anasını babasını, kimileri de eşini dostunu kaybetti. Dayanılır acı mı bu? Allah onlara sabır versin, tahammül ve dayanma gücü versin. Allah hiçbir milleti böyle terör afetiyle karşılaştırmasın.

 

Biz, az mı çektik bu acıyı? Belki bizim kadar terörden çekmiş başka bir millet yok. 15 yılda 30 bini aşkın insanımızı kaybettik. Nice ocaklar söndü! Nice yuvalar yıkıldı, nice çocuklarımız öksüz kaldı! Bağrımıza milletçe taş bastık. Milletçe haykırdık bütün dünyaya: “Vatan sağolsun!”

 

Evet sevgili okurlar! Biz Türkiye olarak bu hususta çok dertliyiz. Biz Türkiye olarak bütün dünya devletlerine söyleyecek çok sözümüz var. “Bir dokun bin ah dinle kase-i Fağfurdan!” misali ....Çok doluyuz çook..

 

İnşallah bu son terör olayı, dünya devletlerinin gözlerini açmaya vesile olur da, el altından, sinsice ve gizlice teröre destek olmaktan cayarlar, vazgeçerler. Terör mü, bir daha mı, aman Allah göstermesin diyerek bu uğursuz insanlık dışı etkşnliklerden el ayak çekerler.

 

İsterlerse çekmesinler...Allah’ın hükmü o kadar büyük, Allah’ın hükmü o kadar kapsamlı ki, İlahi ferman bir kere çıkmaya görsün, önünde hiçbir kuvvet duramaz. İlahi hükmü hiçbir kuvvet önleyemez! İlahi hükme hiç birşey engel olamaz!

 

Bütün dünya devletleri bilsin ki, mazlum, masum insanların zarar görmesi kaçınılmaz olan terör faaliyetlerini sürdürmek isteyen devletler bilsin ki, özellikle teröre kucak açan, terörü destekleyen, terörü besleyen, terörü kışkırtan malum devletler bilsinler, korksunlar ve titresinler ki, terör er-geç kendi ayaklarına dolaşacak, kendi insanlarına zarar verecek, kendi ülkelerinin parçalanmasına önayak olacaktır.

 

O malum ve bilinen devletlerin-batılı devletlerin hangisi yok ki aralarında- er ya da geç terörün kurbanı olacaklardır. Bundan asla kurtuluşları yoktur.

Çünkü dünya etme-bulma dünyasıdır! Çünkü dünya rüzgar ekenin fırtına biçeceği dünyadır! Çünkü dünya bir gün gelir “Kendim ettim, kendim buldum!” dedirtecek dünyadır!

 

Ne sanıyorlar kendilerini? Ne sanıyorlar kendilerini, bu terörü destekleyen devletler a dostlar? Ne sanıyorlar, yaptıkları, yaptıtacakları yanlarına kalacak sanıyorlarsa, büyük yanılgı içindedirler...Kendilerini aldatmış oluyorlar sadece.. Ne büyük gaflet, ne büyük gaf bu a dostlar!

 

Bütün zalimler, bütün teröristler, bütün şer odakları ve bunları destekleyen devletler, şu ilahi hükğm karşısında titremeliler, kendilerine gelmeliler. Bu işten artık caydık demeliler. Yoksa İlahi adaletten kaçılmaz! İlahi adalet hiç şaşmaz! Çünkü Allah ihmal etmez! Sadece biraz – o da hikmet icabı- zaman tanır o kadar.

 

Evet kendisinden kaçılmayacak, o kapsamlı İlahi hüküm şu sevgili okur: Kişi, kınadığına  uğramadan ölmez!”

 

Bu hüküm aziz dostlar! Yapılan kötülük er ya da geç, yapana döner. Yapılan kötülük, yapanı bulur. Yapılan kötülük er ya da geç, yapana döner. Yapılan kötülük yapanın kendi başına patlar. Yapılan kötülük, yapanın yakınlarının da başına gelir, gibi İlahi hükümden daha kapsamlı daha geniş ve içeriklidir. Çünkü bu hüküm insanın, bırakın yaptığı, kınadığı bile başına geleceğini hatırlatıyor. İnsanın aklını başına getiriyor. Ey insan sen bilirsin..İyi düşün!..Aslında ne yaparsan yap, iyiden-kötüden yana..Mutlaka bu yaptığın seni bulacak, yakınlarını bulacak.

 

Yapmak ne kelime, hadi bunu anladık..Kimi, neyi kınarsan, o da başına gelecek..Artık sen bilirsin..Ne istersen onu yap. Ama önce, bu yaptığının sana geri döneceğini bil, hatırla ona göre yap veya yapma...

 

İşte ABD’nin başına gelen terörü bir de nu açıdan ele alalım...İyice bir düşünelim.. Ne büyüksün ya Rab diyerek, İlahi adalet karşısında saygıyla eğilmesini bilelim..

 

MUHSİN BOZKURT

Emekli Öğretim Görevlisi

This site was last updated 03/17/07