730 uncu ölüm yıldönümü dolayısıyle

 

Hz. MEVLANA'YI ANIŞ

Hatırlatırken kendisini Mevlânâ,

Kim muhatap olmuyor ki, O'na.

Söz gelişi, ha ben demişim Hasan'a,

Ha sen anlamışsın sözü sana.

Aslında hitap ediyor Mevlânâ,

Asırlar ötesinden tüm insanlığa.

Öyle menba ki gürül gürül aktıran,

Yüzyıllar ötesinden, kendisine baktıran.

Ne yazık ki olmuyor bazılar hiç aldıran!

Oysa Mevlânâ tükenmez bir şadırvan.

Sesleniyor ta ötelerden sevgiyle,

Aldırmıyoruz bu ulvî sese niye?

O müşfik ve o sevecen zâtı dinle!

Değil yalnız bize insanlığa hediye.

Sesleniyor dünlerden aşkla bugünlere,

Bütün gücüyle durmayın sevin diye.

   

N'olur diyor koşun otağıma,

Olun etrafımda halka, sevgi bağıma.

Balıklar gibi düşün tefekkür tuzağıma,

Balıklar gibi takılın, muhabbet ağıma.

Alalım birlikte yol Tanrı diyarına,

Hazırlık yapalım, o büyük Yarına!

Yoksa diyor "Ey insanlar!" koca Mevlânâ:

"Pişman olacak insan, pişman olduğuna da!"

Gerçekleşir sözü, işte o zaman Peygamberin:

"Yarın diyen helâk oldu!" yok mu bundan haberin?

Yarın diye diye, yarını olmayan Yarın'da;

Ne işin vardı a kul bu yar'ın kenarında?

Oldu Mevlânâ tercüman sevgililer Sevgilisine.

Başına getirdi aklı, insanın delisine bile!

Ah koca Mevlânâ, hem yandın hem yandırdın!

O sevgi denizine durmayıp daldırdın!

O deryadan içirip doyası kandırdın!

Bizi de al, artık nurlu katına.

Bindir sevgiden, süvari atına.

Gelin a dostlar, dalalım hep birlikte,

Tevhid denen o birlik denizine...

Sakın demiyelim asla!..

Birlik dirlik, bizim neyimize!?

Katılırken katarına dünya bile, diyerek Mevlânâ!

Yakışır mı torunlarına, katılmamak bu kervâna?

Öyleyse, ne güne duruyoruz; sevelim sevilelim...

Sendeyiz seninleyiz; bekle bizi Mevlânâ diyelim!

Mevlânâmızın nesli, nesilmiş gerçek.

Az olur hakkında ne söylesek!

Peygamber değil ama Mevlânâ; var Kitâbı!

Boşa demedi Mevlânâ Câmi, bu hitâbı.

Eğiliyoruz önünde, saygıyla, ey Mevlânâ!

Açarak ellerimizi, senin için Mevlâya.

 

Bilmedik kıymetini, yeterince dünyada!

Acep var m'ola senin gibisi hattâ ayda?

Dikip yetiştirdiğin fidanlar, sardı dünyayı.

Haberler geliyor, hiç geçmiyor ki, günü ayı.

Sen rahat et menzilgâhında ebedî

Yerin bil ki âhirde, hiç boş kalmadı.

 

Denizi anlatacaktım güya,

Meğer bu olmayacak bir rüya!

Destiyi daldırdım denize,

Ancak o kadar sundum size.

Meğer, ne de çok zormuş dostlar!

Denizi sığdırmak destiye...

MUHSİN BOZKURT

Emekli Öğretim Görevlisi