Biz Avrupalı olarak
doğmadık. Avrupalı olarak tarih sahnesine çıkmadık. Tarih boyunca
başarımız Avrupalı olduğumuz için değil..Kendimize özgü, insanlık için
bir misyon, bir görev yüklendiğimiz için başarılı olduk. Kendimize has
insanlık lehine bir misyon, bir görev üstlendiğimiz için başarılı
olduk.
Fıtrî/yaratılışımızdan
gelen misyonumuza uygun, İslam gibi evrensel bir dinin gönül bağlısı
olduğumuz için bugünlere geldik. Millî misyonumuza/özel görevimize
gereken İslam gibi insancıl bir dinin gönüllü akıncısı olduğumuz için
bugünlere ulaştık.
Kendimizi insanlık
adına, insanları zalim idarelerden kurtaracak ilahî/tanrısal bir yüce
işle yükümlü kılındığımız için bugünlere eriştik. Türk Milleti olarak,
bu İlahî İnsanî buyruğu alnımızın akıyla ve milletçe bütün
içtenliğimizle yerine getirdiğimiz için bugünlere kavuştuk.
Fîsebilillah/Allah
uğrunda, Allah yolunda alnından vurulup tam ercesine, bir gül
bahçesine girercesine vatan toprağına kanlarımızı seve seve
akıttığımız için bugünlerde Allah’ın izniyle, inayeti ve yardımı
sayesinde geldik ne kelime getirildik a dostlar.
Gerçek böyleyken
Avrupa’ya girmeyelim demiyoruz ama sanki giremezsek vay halimize,
sanki kıyametler kopacak başımıza diye düşünenler, bu tarzda
konuşanlar çok yanlış bir zihniyetin düşkünü olduklarının farkında ve
ayırdında mıdırlar acaba?
Biz elbette Avrupa’ya
karşı değiliz. Girmek için elimizden geleni de yapıyoruz. Buna rağmen
almıyorlar. Almıyacaklarsa almasınlar. Korkmayın kıyamet kopmaz!
Bazılarının endişeleri yersiz. Korkuları gereksiz.
Türkiye Cumhuriyeti
birçok devletler kurarak –ama hiç bir zaman devletsiz kalmıyarak-
bugünlere, Avrupa sayesinde gelmedi ki, bundan sonraki tarih
yolculuğuna Avrupa’ya giremezse devam edemez diye bir korkuya
kapılalım.
Efendiler! Biz ne
Avrupa’ya ne de başka devlete karşıyız. Türkiye’den tarih boyunca
kurulan Türk devletlerinden kimseye zarar gelmedi. Bundan sonra da
gelmeyecek. Demek istiyorum ki, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliğine
girmeden de yarınlara güven içinde yürüyecek güç ve kuvvettedir.
Şunu asla unutmayalım
ki, bu devlet ebed-müebbettir. İnşaallah Kıyamete kadar var olmaya
devam edecektir. Her zaman olduğu gibi yine insanlığın hizmetinde
olarak yarınlara yelken açmış durumdadır. Allah’ın inayeti bu devletin
en büyük varlık sebebidir.
İşte bu ince nükteyi
anlamış olan meşhur şair Mithat Cemal Kuntay; şu beytiyle Türkiye
Cumhuriyeti Devleti’nin dünyadaki konumunu ve geleceğini çok
veciz/özlü şekilde ifade etmek kabiliyetini göstermiştir:
Ölmez bu vatan
farz-ı muhal ölse de hâttâ,
Çekmez kürenin sırtı
bu tabut-ı cesîmi..
Demek istiyor ki sevgili
dostlar: Bu vatan ölmez!.Bir an için öleceğini, yani yıkılacağını
varsayım olarak kabul ederseki; dünya bu cenazenin ağırlığını
kaldıramaz. Dünya da çöker. Yani demek istiyor ki inşaallah bu
devletin Allah istemedikçe yıkılması olası değil..İsterse bütün dünya
birleşsin karşısında..Vız gelir bu devlete, bu millete..
Çünkü dostu ve yârı
Allah olanın sırtını kim yere getirebilir ki aziz dostlar!