13.09.2000

Üzerinde yaşadığımız sert yer kabuğunun altında pirosfer/sima/mağma/ateşküre denşlen bir tabaka vardır. Ve erimiş maden halinde bir sıvıdan ibarettir. Bundan ötürü olsa gerek, yeryüzünde bulunan kıtalar, yılda üç santimetre kadar hareket halindedirler.

Demek ki yerin altı çeşitli kuvvetlerin etki alanı içindedir. İşte yeraltındaki kayaların, büyük basınçların da tesiriyle yerlerinden oynaması ve kırılması neticesinde yeryüzünde zelzele/deprem dediğimiz sarsıntılar meydana gelmektedir.

Evet zelzeleler yeraltındaki büyük boşlukların göçmesi, yanardağ püskürmesi ve mağma faaliyetleri neticesinde ortaya çıkarlar. Yahut yer kabuğunun kırılması, kayması gibi hareketler sonucunda meydana gelirler.

Bilhassa yeryüzünün en inişli çıkışlı bölgelerinde kendilerini gösterirler. Hakikaten yüksek dağlarla, derin vadilerin birleştiği, veya dağ yamaçlarının denizin derinliklerine kadar indiği yöreler, depremin en sık olduğu yerlerdir.

Nitekim Türkiye’de zelzelelerin çoğu Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu fayları ve ege’nin çökmüş bölgelerinde ortaya çıkar. Özellikle Kuzey Anadolu fayında sıkça görülür. Bir muharrik güç tarafından, harekete geçirilen ebepler çerçevesinde meydana gelen depremler 4-16 sn gibi, zahiren kısa bir süre devam etmesine rağmen; manen ve psikolojik bakımdan insanda, hiç bitmeyecekmiş gibi çok uzun gelen derin bir iz bırakır.

Hele, ani olarak ve umumiyetle gecenin en koyu zamanında meydana gelmesiyle, insana iliklerine kadar işleyen bir korku ve dehşet anı yaşatır. Esrarlı ve gizemli bir hava insanı kuşatır. Onu derin düşüncelere salar..

İnsana, insanı düşündürtmenin yani kendine getirtmenin yolu bazan dünyanın altüst olmasından geçiyormuş dedirtir.

 

MUHSİN BOZKURT

Emekli Öğretim Görevlisi